Kategori: Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi

26 Eylül 2018
Çene eklemi

Çene Eklemi

Alt çene ile kafa tabanının yaptığı ekleme çene eklemi denir. Tıbbi ismi Temporo-mandibular eklem kısaca TME olarak isimlendirilir. En sık kullanılan eklemdir. Bütün yeme ve konuşma fonksiyonlarında aktif rol oynar.
 

Çene Ekleminin Yapısı Nasıldır?

çene eklemi yapısı

çene eklemi yapısı

Çene eklemi çoğu eklem gibi fibröz güçlü bir kapsül içerisindedir. Bu kapsül içerisinde özel bir eklem sıvısı sürekli olarak eklemin kayganlığını sağlar. Çene eklemini meydana getiren alt çene kemiğinin eklem içinde bulunan ve kondil denilen bölümü ile kafa tabanındaki eklem yuvası arasında kıkırdak yapıdaki menisküs bulunur. Bu menisküs diskoid şekildedir ve çenenin açılıp kapanmasında, yan hareketlerinde önemlidir.
Kendine ait bir damarsal yapısı bulunmadığı için ortamdaki eklem sıvısından beslenir bu nedenle ortamı sürekli olarak nemli olmalıdır. Eklemde yeterli sıvı olmaz ise yada çene sürekli olarak sıkılıp arada gevşemeler yapılmazsa menisküs yeterli sıvı alış verişini yapamayacağı için yapısı bozulur, yüzeyi pürüzlenerek ses çıkarmaya ve ağrı yapmaya başlar. Bu uzun sürerse eklem yapısı tamamen bozulur ve ağız açılamaz, ağrısız konuşulamaz, yemek yenemez hale gelinir.
Temporomandibular ekleminin çalışma prensibini gösteren yararlı bir 3D animasyon:

Çene Eklemine Bağlı Sık Görülen Şikayetler Nelerdir?

Posted in Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi, Çene Eklemi Ameliyatları by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
2 26 Eylül 2018
Yüz yaralanmaları

Yüz ve Kafa Yaralanmaları

Yüz ve kafa bölgesi her türlü travmaya açık çok önemli organların bulunduğu bir bölgedir. Yaralanmanın cinsine ve şekline göre değişik derecede doku hasarı yüzün farklı bölgelerinde oluşabilir. Travmanın şiddetine bağlı olarak yaralanma deride, deri altı yumuşak dokularda, kaslarda, kemiklerde, damar ve sinirlerde, gözde hasara yol açabilir.

Yüzde ve Kafada Yaralanma Neden Olur?

Bütün travmalar yüz ve kafa yaralanmalarına yol açabilmektedir ancak yaralanma en sık olarak trafik kazalarında görülmektedir. Darp, düşme, yanık ve spor kazalarıda yüz ve kafada yaralanmalara neden olabilir.

Yüz ve kafa Yaralanmalarında Muayene Nasıl Olur?

55 4 Ocak 2018
Çene cerrahisi - kemal uğurlu

Çene Ameliyatı

Çenenin doğumsal ya da sonradan oluşan bozukluk ve deformitelerinin ameliyatına çene ameliyatı denir.
Alt çenede deformiteye yol açan çok sayıda hastalık ve sendrom vardır.Alt çene bozuklukları her zaman üst çene, yüz ve baş ile beraber değerlendirilir. Alt çenenin herhangi bir bölümünde meydana gelen gelişme geriliği veya aşırı gelişme alt çenede bir şekil bozukluğu yaratmakta bu da bütün yüzü ve başı etkilemektedir. Bu şekil bozukluğu eğer alt çenede dişli bölgede ise doğal olarak iki çene arasındaki ısırımda bozulmaktadır.

Alt çene ameliyatı; alt çenedeki deformitenin özelliğine, yandaş başka hastalığın varlığına, hastanın yaşına, dişlerinin durumuna, ısırımına vb. bir çok özelliğe bağlı olarak değişir.

Çenedeki Bozukluklar Nelerdir?

Alt Çene Ameliyatı Hangi Yaşta Yapılır?

Erken yaşlarda yapılan kemik ameliyatlarında, kemik gelişimi etkilenebildiği için genel olarak alt çene ameliyatları da 18 yaşından sonra yapılır. Ancak gelişim geriliğine bağlı ve beklenilmemesi gereken durumlarda kemiklerin boyunu uzatmak amacı ile ya da çene eklemine müdahale edilmesi gerektiğinde daha küçük yaşlarda da ameliyat yapılabilir.

Alt Çene Kemiğinin Özellikleri Nelerdir?

Yüzün ve baş bölgesinin hareketli tek kemiği alt çene kemiğidir. Tıpta Mandibula olarak isimlendirilir. Alt çene kafatası ile yaptığı eklemin özelliği nedeniyle bir çok yöne hareket edebilmektedir. Beslenme, konuşma, solunum gibi çok önemli fonksiyonları vardır. Alt çene ameliyatı yüzün hareketli olan bu kemiğine uygulanması  açısından çok önemlidir.

Prof. Dr. Kemal UĞURLU’ya soru sorun:

WhatsApp

Facebook

Çene Cerrahisi

 Alt Çenede görülen rahatsızlıklar  3 Bölüm Halinde Değerlendirilebilir:

       1- Eklem bölgesinde görülen hastalıklar

Alt çenenin kafatası ile yaptığı eklemdir.  Alt çenenin eklem bölgesinde küçük yaşda görülen bir travma, kırık, çıkık, ezilme, aşırı büyüme yada tümöral gelişim  alt çenenin tek tarafında yada iki tarafında önemli gelişme geriliği ve hareket kısıtlılığına yol açabilir. Bu durumda yüzde eğilme  ve asimetri, dişlerde dizilim ve gelişme sorunları beraberinde de ısırım bozuklukları oluşabilir.

       2- Alt çenenin dişleri taşıyan yatay bölümünde görülen hastalıklar

Bu bölüm dişlerin olduğu alt çene bölümüdür. Bütün ısırma, yeme, konuşma fonksiyonları bu bölgede gerçekleşir. Bu bölgede küçük yaşda görülen bir travma ya da tümöral gelişim alt çene geriliğine ya da aşırı gelişmeye neden olarak yüz ve baş da gelişim bozukluklarına yol açabilir. Doğumsal olarakda çenenin gelişme geriliği ve aşırı büyümeleri vardır.

       3-  Çene Ucunda görülen hastalıklar

Alt çene ucunda meydana gelen bir gelişme geriliği veya fazlalığı yüzün görünümünü ileri derecede etkilemektedir. Aynı şekilde çene ucunun bir tarafındaki gelişim farklılıkları yüzde ve çenede asimetriye neden olmaktadır.

Alt Çenede Deformiteye Yol Açan Nedenler Nelerdir?

Alt çenede ameliyat gerektiren bozukluklar; en sık olarak küçük yaşlarda geçirilen kazalardaki çene ve çene eklemi kırıkları, diş çekimleri, parmak emme alışkanlıkları, doğumsal yapı bozuklukları, gelişimsel sorunlar, dil büyüklüğü gibi nedenlere bağlı olarak görülür.

Alt Çenede Görülen Bozukluk ve Deformiteler Nelerdir?

Alt çenede çok sayıda ve çeşitte deformiteye rastlanabilir. Ancak bunları gruplar altında özetle şu şekilde toparlamak mümkündür.

– Alt Çene Geriliği

Gelişme geriliği alt çenenin herhangi bir bölgesinde olabilir. Eğer gelişme geriliği iki taraflı ise bütün alt çene küçük kalır. Üst çenenin önde alt çenenin geride kaldığı bu deformiteye  Class II ısırım bozukuluğu ve mikrognati denir. Avrupa ülkelerinde en sık görülen alt çene deformitesidir.

– Alt Çenede Aşırı Gelişme

Alt çenenin simetrik olarak aşırı geliştiği ve üst çenenin geride kaldığı deformitelere Class III ısırım bozukluğu ve prognati denir. Ülkemizde ve doğu ülkelerinde en sık görülen deformitedir.

– Alt Çenede Asimetrik Gelişim Bozuklukları

Alt çenenin tek taraflı olarak gelişim fazlalığı ya da gelişim geriliği yaşadığı durumlarda yüzde ve başta asimetriler görülür. Çene bir tarafa doğru kayar ve oklüzyon bozulur, bu deformiteye Laterognati denir.

Çene Bozukluklarında Muayene Nasıl Yapılır?

Posted in Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi, Alt Çene Ameliyatı, Blog by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
1 4 Ocak 2018
Çene cerrahisi - kemal uğurlu

Üst Çene Ameliyatı

Üst çene yüzün ortasında bulunan sağ ve sol iki segmentin birleşimi ile oluşan bir kemiktir. Üzerinde burnu bulundurur. Beslenme, konuşma, solunum ve koku alma gibi çok önemli fonksiyonları vardır. Üst çene ameliyatı ile bu bölgedeki şekil bozukluklarının düzeltimi sağlanır.

Posted in Üst Çene Ameliyatı by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
17 7 Aralık 2017
ortognatik cerrahi - kemal uğurlu

Ortognatik Cerrahi Nedir?


Üst ve alt çenenin uyumlu bir şekilde fonksiyon görmesi sağlığımız açısından çok önemlidir. Ortognatik cerrahi; iyi bir ısırım, çiğneme, yutkunma, solunum ve uyku için üst ve alt çene arasındaki bozuklukların tedavisini amaçlayan cerrahi işlemlerdir.

Çene bölgesi vücudun her açıdan en önemli bölümlerinden birisidir. Yeme, solunum, konuşma, mimik, tat alma, hissetme gibi bir çok yaşamsal fonksiyonun gerçekleştiği bölgedir. Anatomik olarak çift çene yüzün üçte ikisini kapsamaktadır. Ortognatik cerrahi bu bölgenin doğumsal ve gelişimsel bozukluklarının yapıldığı cerrahi bölümdür.

 

Ortognatik Cerrahi Kimlere Uygulanabilir?


Ortognatik cerrahi ameliyatları genelikle gelişimin tamamlandığı 17-18 yaşlarından sonra alt veya üst çenede gelişimsel yada edinsel nedenlerle deformitesi olan kişilere uygulanır. Bu deformiteler genellikle alt veya üst çenenin aşırı büyümesi yada az gelişmesi şeklinde olmaktadır.

Kemiği uygun olan herkesede ileri yaşlara kadar uygulanabilir. Örneğin uykuda nefes tutulması (sleep apne) yaşayan hastalarda çok ileri yaşlarda da uygulanabilmektedir. Yüzde asimetrik gelişim sorunlarıda ortognatik cerrahi ile düzeltilebilir.

Ortodontik Tedavi (Tellerle Diş Tedavisi ) Şart Mı?

Ortognatik cerrahi öncesinde dişlerin iyi bir şekilde dizilimini sağlamak ve dişleri olması gereken açılara getirmek için ortodontik hazırlık yapmak gerekir. Ortodontik tedavi çürük dişlerin ve dişetinin tedavisi ile başlar sonrasında teller takılır.

Ortodontik tedavi planlaması çok özellikli olduğu için, planlamanın; ameliyata hazırlığı bilen, bu konuda deneyimli ortodontistler tarafından yapılması ve tedavinin aralıklarla takip edilmesi çok önemlidir. İyi yapılmayan bir planlama ve kötü bir ortodontik tedavi önemli sorunlara yol açabilmektedir.

Bazen hastaların yeterince bilgilendirilmemesi, bazende cerrahiye hazırlık deneyimi yeterli olmayan ortodontistler nedeniyle  iskelet yani kemik düzeyinde ısırım bozukluğu olan hastaların dişleri sadece ortodontik tedavi ile düzeltilmeye çalışılmakta buda yetersiz-kötü sonuçlar doğurmaktadır.

Çoğunlukla dişler eski pozisyonlarına dönmekte diş kökleri aşırı zorlandığı için dişler sallanmakta, diş etleri çekilmekte, estetik olarakda yetersiz sonuç alınmakta ve benzer bir çok sıkıntı yaşanmaktadır.

Bu sorunları yaşamamak için deneyimli bir ortodontistle tedaviyi planlamak ve deneyimli bir plastik cerrahdan görüş almak gerekir. Yanlış başlanan ortodontik tedavinin çoğu zaman geri dönüşü mümkün olamamaktadır.

 

Ortodontik Tedavi Ne Kadar Sürer?


Ortodontik tedavi  6 ay ile 24 ay arasında bir zaman, ortalama ise 8-12 ay almaktadır. Ortodontiye, son kalıcı dişlerin de çıktığı 12 yaşından sonra başlamak gerekir. İdeal zamanlama 12-18 yaşları arasında olsa da ileri yaşlara kadar ortognatik cerrahi yapılabilmektedir.

Cerrahi planlamaya göre hazırlanmış ve ortodontik tedavi genellikle tellerle yapılır; plaklarla da yapmak mümkündür. (Uygun tedaviye ortodonti uzmanları karar verirler.)

 

Ortodontik Tedavi Ortognatik Cerrahi Sonrasında Devam Eder Mi?


Dişler, tellerle ortodontik tedavi ile belirgin şekilde düzeltildikten sonra ortognatik cerrahi uygulanır. Ameliyat sonrasında dişlerin iyi temas etmesi ve ısırımın daha iyi olması için bir süre  (3-6 ay) ortodontik tedavi devam eder.

 

Ortognatik cerrahide ameliyatın planlanması


Ortodontik olarak diş tedavisi istenilen seviyeye geldiğinde Sefalometrik (özel bir baş grafisi ile) ölçümler yapılır. Bunlar dişlerden alınan kalıplarla beraber ısırma plaklarını hazırlamak için laboratuarda değerlendirilir.

Planlanan ölçülerde ve şekilde özel artikülatörlerde veya lazer teknolojisi ile  3D yazıcılarda  ısırma plakları hazırlanır. Tek çeneye ameliyat yapılacaksa 1, iki çeneyede ameliyat yapılacaksa 2 ısırma plağı hazırlanır.

Bu ısırma plakları ortognatik cerrahi yapılırken üst ve alt çenenin doğru konumlanmasını ve sabitlenmesine yardımcı olur, çenelerin kafa tabanına göre olması gereken ideal pozisyonlarını ve birbirleri arasında öngörülen ideal diş ilişkisini – ısırımı (oklüzyonu) sağlamak içindir.

 

Ortognatik Cerrahide Yüzün Yapısal Özelliklerinin Değerlendirilmesi


Ortognatik cerrahi de yüz üç bölüme ayrılarak değerlendirilir. Üst yüz (alın – kafa tabanı), orta yüz (üst çene – maksilla ) ve alt yüz (alt çene). Bu üç bölüm yükseklik olarak yaklaşık eşit uzunluktadırlar.

Bu Lenardo Da Vinci ’nin tarif ettiği yüzdeki altın oranlardır. Hastanın yüzü üzerinde yapılacak bu ölçümler bize klinik olarak yüzün kendi içindeki oranları ve dengesi hakkında bir fikir verir.

Baş, sağlıklı kişilerde boyun omurga kemikleri üzerinde bir terazi gibi dengede durur. Boyun kemiklerini bir terazinin ortası gibi değerlendirirsek yüzün ön bölümündeki yapıların ağırlığı ile başın arka kısmının ağırlığı yaklaşık eşit olmalıdır.

Alt çenesi küçük olan bir kişinin burnunun daha büyük olması, alt çenesi büyük olan kişinin üst çenesinin ve burnunun görece küçük ve geride olması beklenir. Başının arka kısmı büyük olanın yüzünün öne doğru uzun olması başın makro statik dengelerini gelişimsel olarak koruması için gereklidir.

Ayrıca ırksal olarak çok farklı özellikte ve normal sayılan yüz oran değerleri de mevcuttur. Uzak doğudaki insan yüz kemik oranları ile Amerika ve Afrikadakiler aynı değildir.

 

Alt ve Üst Çene Kemiklerinin Yapısal Özellikleri Nelerdir?


Çene kemikleri diğer kemiklerden farklı olarak üzerlerinde dişleri bulundururlar ve onlarla sıkı bir işbirliği halindedirler. Dişli ve dişsiz segmentlerindeki yapısal özellikleri dikkate alınarak iki ayrı bölümde değerlendirilir.

 

Çenenin Alveolar Kemiği – Dişleri Taşıyan Kemik Bölümü


Dişleri içinde barındıran ve dişlere özel bağlarla bağlı spongiöz (süngersi) yapıda, dişin minimal hareketlerine izin veren yumuşak karakterde bir kemik segmentidir. Dişlerin etrafını saran bu kemik, ancak dişlerle birlikte yaşamını sürdürebilir, dişler çekildiğinde o da yavaş yavaş eriyerek çekilir ve yerinde bir kemik boşluk bırakır.

Alveolar kemik eridiğinde, yüze verdiği destek azaldığı için yumuşak dokular sarkar ve kişi daha yaşlı görünür. Diş kaybı olduğunda diğer dişler eksilen dişin yerine doğru yer değiştirir buda iki çene arasındaki ısırımının bozulmasına neden olabilir. Ayrıca diş kaybının olduğu bölgelerde jinjivada (diş eti) zayıflar ve hassaslaşarak ağrılara, kanamalara neden olabilir.

Ortodontik tedavide dişlere takılan tellerle diş dizilimini düzeltmek, uygun yerde olmayan dişi uygun yere getirmek, dişleri gömmek, açısını düzeltmek, uzatmak ya da döndürmek vb gibi işlemlerin hepsi bu alveolar kemiğin yapısal özellikleri ve bağları sayesinde olabilmektedir.

Ortodonti uzmanları dişlerin dizilimi için bu özellikleri kullanırlar ve çene cerrahisi gereksinimi varsa ona uygun bir hazırlık tedavisi yaparlar.

 

Çenenin Temel Kemiği


Üst ve alt çenenin temel kompakt (sert) kemik bölümüdür. Alveolar kemiği üzerinde taşır. İçerisinde barındırdığı damar ve sinirlerle alveolar kemik ve dişlerin beslenmesini, duyusunu sağlar. Sert ve dayanıklı bir kemiktir ancak dişin eksildiği bölgede alveolar kemiğin çekilip erimesine paralel olarak kendiside zayıflar ve direnç kaybeder. Bu bölgede kırık riski artar.

Üst çene (maksilla) ve alt çene(mandibula) kemikleri vücudun diğer bölgelerinde olduğu gibi geniş bir alanda yumuşak dokulara destek oluşturur ve onların uygun bir şekilde fonksiyon görmelerini sağlar. Kendi aralarında çene eklemi ( temporo-mandibular eklem) aracılığı ile bir ısırım planı oluşturmaktadırlar.

 

Isırım (Oklüzyon) Bozukluğu Nedir?


Normal olarak üst çene dişlerinin alt çene dişlerini örtmesi ve çok az önde olması gerekir. Üst ve alt çenenin bütün dişlerinin birbirleri ile uyum içinde ve hepsinin aynı oranda birbirleri ile temasta olması iyi bir ısırımı sağlar. Aksi takdirde bir dişin bile uygun olmayan bir pozisyonu, iki çene arasındaki bütün ısırımı bozabilir ve çene eklemine olan yükü artırarak ağrılara neden olabilir.

Çene cerrahisi ısırım bozuklukları değişik nedenlerle oluşabilir.Öncelikle gelişimsel bozukluklar, travmalar, genetik yada ırksal özellikler, yanlış alışkanlıklar (parmak emme, uzun süre biberon kullanımı vb.), erken diş çekimleri, düzgün çıkmayan dişlere zamanında müdahale edilmemesi, dilin aşırı büyük olması, sık görülen nedenlerdir. Bazı kemik hastalıkları, iyi huylu tümörler, damarsal hastalıklar (hemanjiomlar) daha az rastlanılan nedenlerdir.

Isırım bozukluğunda tedavinin nasıl yapılacağını, ameliyatın gerekip gerekmediğini belirleyen en temel kriter, ısırım bozukluğunun çenede hangi kemik segmentinden kaynaklandığıdır. Sorun sadece alveolar kemik segmentinde ve dişlerin diziliminde ise yalnızca ortodontik tedavi ile dişlerin dizilimi ve iyi bir ısırım (oklüzyon) sağlanabilir.

Ancak sorun sadece alveoler kemik segmentinde ve dişlerde değilde baziler kemiktede bir gelişme geriliği yada fazlalığı var ise ortodontik tedavi, dişlerin dizilimi, ısırımın düzeltilmesine yeterli olmaz. Ortognatik cerrahi ile üst ve alt çene kemiklerinin baziler kemik segmentleri de birbirlerine ve yüze uygun hale getirilmelidir.

Prof. Dr. Kemal UĞURLU ile iletişime geçin:

WhatsApp

Facebook

 

Isırım Bozukluğu Olan Hastalarda Ortognatik Cerrahi Yapılmazsa Ne Olur?


Isırımın iyi olmadığı hastalarda bir çok tıbbi sorun yaşanabilir. Yiyecekleri iyi öğütememe, konuşma bozuklukları, solunum bozuklukları, dişlerin erken çürümesi, diş eti çekilmeleri, ağız kokusu, çene ekleminde fonksiyon bozuklukları ve ağrılar görülebilir.

Örneğin çok küçük bir alt çenesi olan kişide; önemli solunum ve uyku sorunları (sleep apne) bununla bağlantılı olarak kalp hastalıkları görülebilir. Dişleri iyi kapanmadığı için ağzı açık kalan kişilerde yiyecekleri ısırmak sorun olabileceği gibi ağız hijenide bozulacaktır ve yiyecekler iyi çiğnenemediği zaman kilo alma eğilimi görülecektir.

 

Isırım Bozukluğu Olan Kişilerin Muayenesinde Neler Araştırılır?


Isırım bozukluğu nedeniyle çene cerrahisine gelen hastalarda önce ayrıntılı yüz ve ağız içi muayenesi yapılır, çene ekleminin hareketleri sırasında dinamik sorunlar incelenir.

Yüzün farklı bölgelerinin (alın, göz ve çevresi, yanaklar, burun vb.) hacim ve boyutlarının sağ ve sol taraf arasındaki oransal değerlendirilmesi ile asimetriler (yüzün bir tarafının diğer tarafa eşit olmaması) tespit edilir. Yumuşak doku yerleşimlerindeki farklılıklar araştırılır. Özellikle dudak boyutları, gülme sırasındaki dinamik pozisyonları çok önemlidir.

Ağız içi muayenede dişlerin sayısı, tek tek pozisyonları, çürükler, yapılmış tedaviler, dilin boyutları ve hacmi değerlendirildikten sonra alt ve üst çenenin dişsel ilişkisi-ısırım (oklüzyon) değerlendirilir.

Çene cerrahisinde iyi bir ısırımda üst ön keser dişlerin (üst çene kemiğine yaklaşık 110 derecede bulunurlar) alt ön keser dişlerin (alt çene kemiğine yaklaşık 90 derecede bulunurlar) hemen önünde ve onu biraz örtmesi  gerekir. Normal ısırım bu şekildedir ve tıbbi olarak sınıf I (class I) ısırım denir.

Isırım bozuklukları incelenirken üst dişlerin, alt dişlere göre daha önde olması söz konusu ise bu ısırıma sınıf II (class II) ısırım bozukluğu ( maloklüzyon ), alt dişlerin üst dişlere göre daha önde olması durumu varsa bunada sınıf III (class III) ısırım bozukluğu denilmektedir. Bunun dışında dişler yanlarda da benzer ısırım ilişkisindedirler. Bir çenenin dar olması diğeri ile olan ilişkisini bozarak aynı şekilde ısırım sorunu yaratabilir.

Minimal ısırım ve diş dizilim sorunları sadece ortodontik olarak çözümlenebilirken üst ve alt çene iskeletine (baziler kemiğe) bağlı ısırım bozukluklarının, yüz ve çene asimetrilerinin çene cerrahisi ile düzeltilmesi gerekir.

 

Çene Bozukluklarında Görüntüleme Yöntemleri Nelerdir?


Çene cerrahisine gereksinim duyulabilecek hastalarda daha detaylı inceleme yapılabilmesi için özel bazı grafiler ( sefalometri, panoramik grafileri) alınır.  Baş ve yüzün bütün iskelet yapısı ve dişlerin pozisyonları bu grafilerle değerlendirilerek sorunun iskelet yapıdamı (yani baziler kemiktemi) yoksa dişsel (dento-alveolar) kompleksdemi olduğu araştırılır.

Isırım bozukluğu olan hastalarda, çoğunlukla sorun hem iskelet hemde dişsel yapıdadır. Değerlendirmede üst, orta ve alt yüzün kafa tabanı ile olan kemik boyutlarının birbirlerine oranları ve yumuşak doku (özellikle yanaklar ve dudaklar) ilişkisi dikkate alınarak sefalometrik ölçümler yapılır.

 

Ortognatik Cerrahi Teknikleri Nelerdir?


Ortognatik cerrahide klasik olan, sık uygulanan üç ameliyat vardır.

– Üst çene bozukluklarında uygulanan Lefort I ameliyatı,

– Alt çene bozukluklarında uygulanan sagittal split ameliyatı ve

– Çene ucu bozukluklarında uygulanan genioplasti ameliyatıdır.

Bu ameliyatların hepsi genel anestezi altında yapılır, her biri ortalama 1-2 saat sürer. Ayrı ayrı yada bereber uygulanabilirler. Hastanede 1-2 gün kalınması yeterli olur. İyileşme genellikle 1-3 hafta arasındadır.

 

Ortognatik Cerrahide Üst Çene Ameliyatı Nasıl Yapılır?


Ağız içerisinde üst dudakla, üst çene kemiği arasında yapılan bir kesi ile çene cerrahisi yapılır. Üst çene iskeletsel bozukluklarında (deformitelerinde), üst çene kemiği burun tabanından, diş köklerinin üstünden kesilerek (osteotomize edilerek ) dişli kemik bölümü serbestleştirilir. Bu sırada üst çene kemiği sadece yumuşak damak tarafından tutulmakta ve ondan gelen damarlarca beslenmektedir.

Üç boyutlu olarak hareketli hale gelen üst çene kemik segmenti; daha önceden hazırlanmış uygun ısırma plağı yerleştirilerek planlanan ideal yerine getirilir ve üst çenenin kalan kısmına, yeni pozisyonda mini plaklar ( küçük, paslanmaz alaşımdan delikli metal) ve vidalar aracılığı ile tespit edilir.

Üst çene kemiği gereksinime göre ileriye, geriye alınabildiği gibi gömülme, sarkıtma, rotasyon gibi bütün işlemler yapılabilir. Ağız içerisindeki kesi eriyen bir iplikle dikilerek iyileşir. Bu ameliyat sırasında belirgin bir septum (burun) deviasyonu varsa düzeltilebilir, burun ucu düşüklüğü biraz giderilebilir. Aynı şekilde yumuşak dokularda askılanabilir.

Üst Çene Ameliyatı hakkında daha detaylı bilgi alabilmek için tıklayıp, daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz.

 

Ortognatik Cerrahide Alt Çene Ameliyatı Nasıl Yapılır?


Alt çenenin iskeletsel bozukluklarında (deformitelerinde) ihtiyaca göre, alt çeneyi ileriye ya da geriye almak için yapılır. Ağız içerisinde, her iki tarafda dişlerin arkasında alt çene kemiği üzerinde yapılan 3-4 cm lik bir kesi ile çene ameliyatı yapılır.

Alt çene kemiğinin (mandibula) içinden (her iki tarafdan) alt dudak ve alt dişlere duyusunu veren bir sinir geçmektedir. Kemik iç ve dış yaprak olarak uzunlamasına birbirlerinden ikiye ayrılırken bu sinir ameliyat süresince itina ile korunur.

Sinir iç yapraklarda kalır ve zarar görüp görmediği her aşamada kontrol edilir. Çok nadir olmakla beraber eğer sinir hasar görürse mikrocerrahi teknikle (mikroskop altında) onarım sağlanır.

Alt çene için hazırlanmış ısırma plağı dişler arasına yerleştirilerek alt çenenin ve ısırımın ideal yeri belirlendikten sonra birbirinden ayrılmış iki kemik yaprağı yeni pozisyonda tekrar birbirlerine vida ile tespit edilerek kemiğin bütünlüğü sağlanır.

Vidalar boynun her iki tarafında açılan 3-4 mm’lik çok küçük deliklerden yerleştirilir. Buralarda izler bir süre sonra belirsiz hale gelir ve görünmez.

Çene Ameliyatı hakkında daha detaylı bilgi alabilmek isteyenler, tıklayıp blog yazımı okuyabilirler.

 

Ortognatik Cerrahide Çene Ucu Ameliyatı ( mentoplasti ) Nasıl Yapılır?


Alt çenede kemikle dudak arasından yapılan 3-4 cm lik bir kesi ile ameliyat yapılır. Alt çene ucu, bozukluğun yapısına göre diş kökleri korunacak şekilde kesilir (osteotomize edilir).

Bu sırada kaslardan gelen damarlarla beslenen ve hareketli hale gelen çene ucu kemik segmenti, gereksinime göre ileriye-geriye alınabilir, gömme-sarkıtma veya rotasyon yapılabilir, kemik tekrar mini plak ve vidalarla tespit edilir. Ağız içerisindeki kesi eriyen iplerle dikilir izler görünmez.

 

Ortognatik Cerrahiden Sonra İyileşme Süreci Nasıldır?


Çift çene cerrahisi uygulanan hastalarda ameliyat sonrasında; ağrı kesici, antibiyotik ve yüzün şişmesini azaltacak tedavilerin yanısıra serumlarla destek tedavisi yapılır. Hastanın yoğun bakımda kalmasını gerektirecek durum çok nadir görülür.

Beslenmeye aynı gün sulu gıdalarla başlanır. Hastanın genel durumu düzeldikten sonra genellikle ameliyattan 2-4 gün sonra alt ve üst çene dişleri birbirlerine lastiklerle tespit edilerek ağız 1-3 haftalığına kapatılır. Bu kemik iyileşmeyi daha güvenli hale getirir.

Posted in Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi, Ortognatik Cerrahi by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
14 29 Kasım 2017
Çene Cerrahisi

Çene Cerrahisi

Çene cerrahisi, çene bölgesindeki hastalıkları, bozuklukları, doğumsal anomalileri, travma ve tümörleri tanımaya, tedavi etmeye yönelik faaliyet gösteren Plastik ve Rekonstrüktif cerrahi uzmanlığımız içerisinde bulunan bir bölümdür.
 
 

Çene Cerrahisini Kim Yapar?

Özellikle 1950’li yıllardan yani 2. dünya savaşından sonra savaş yaralılarının tedavisinde kazanılan büyük deneyimlerin etkisi ile tıpta yeni uzmanlıkların sayısı hızla artmış plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanlarından yüzle yoğun olarak ilgilenenler oro-maksillo fasial cerrahi (ağız yüz ve çene cerrahisi) uzmanlıklarını kurmuş ve çene cerrahisi yapmışlardır.

Bugün dünyada en sık görülen uygulama plastik cerrahların içerisinde ağız yüz çene cerrahisine ilgi duyan cerrahlar ya da maksillo – fasial cerrahisi uzmanlığı yapan cerrahlar genel olarak kafatası, ağız, yüz ve çenenin geniş kapsamlı (ortognatik cerrahi, doğumsal anomaliler, travmalar, tümörler, edinsel hastalıklar, kafatası şekilsel bozuklukları vb. ) ameliyatlarını yaparlar.

Ortognatik Cerrahi isimli blog yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz.

Diş hekimliği kökenli ve tıp fakültesi eğitimini almamış ağız, diş, çene cerrahları da ağız içerisindeki lokal hastalıkların ve diş hastalıklarının cerrahi tedavisini yapmaktadırlar.

Prof. Dr. Kemal UĞURLU’ya soru sorun:

WhatsApp

Facebook

Mail Gönderin

Kimler Çene Cerrahisi Operasyonu Geçirebilir?

https://www.youtube.com/watch?v=uD7rVkEu5Cs

Çene Cerrahisi Nerede Yapılır?

Çene cerrahisi tam teşekküllü hastanelerde yapılır, yapılmalıdır. Önemli yaşamsal fonksiyonların (Solunum, beslenme, konuşma vb,) sağlandığı anatomik bölge olan çene bölgesi ameliyatlarının yapıldığı ameliyathanelerde deneyimli bir anestezist ve uygun teçhizat bulunmalıdır.

Ayrıca acil durumlarda hemen ulaşılabilecek diğer uzmanlarında ( dahiliye uzmanı, kardiyolog, genel cerrah bunların başlıcalarıdır ) hastanede bulunması çok önemlidir.

Yeterli anestezi ekibinin bulunmadığı ameliyathanelerde ve lokal anestezi ile çene cerrahisi yapmak ( küçük diş müdahaleleri dışında) önemli riskler doğurabilir ve acil durumlarda yeterli müdahale yapılamayabilir.

Bu nedenle de tam teşekküllü ve yeterli uzmanın bulunduğu hastanelerde ameliyat yapılması hasta güvenliği açısından çok önemlidir.

Çene Cerrahisi Zor Mu?

Bu ameliyatlar, teknik olarak çok özellikli ameliyatlardır ancak iyi eğitimli, deneyimli cerrahlar için kesinlikle zor bir cerrahi değildir.

Genellikle ağız içerisinden çalışılması gerektiği için dar bir alanda ve çok sayıda alet, ekipmanla işlem yapmak zorluklar arz eder ama çene cerrahisi çok kontrollü ve planlı bir cerrahidir.

Çene Cerrahisi Riskleri

Bütün ameliyatlarda görebileceğimiz anestezi sorunları (bulantı, kusma, baş dönmesi, halsizlik, uyuşukluklar) ufak tefek kanamalar, şişlik ve morluklar, ağrılar vb şikayetler çene cerrahisi uygulamalarında da görülebilir. Bunlar kısa süreli ve çüzümü kolay sorunlardır. 1-2 gün içerisinde hemen hepsi düzelir.

Önemli olan cerrahın yeterli deneyime sahip olarak ameliyat sırasında görülebilecek diğer sorunları çözmesidir. Baş boyun bölgesinde kapsamlı uzun ameliyat yapmaya alışkın plastik cerrahların tercih edilmesi her zaman için riskleri minimalize edecektir. Oluşabilecek sorunların çözümü daha kolay ve hızlı olacaktır.

Çene Cerrahisi Sonrası İyileşme Süreci

Çene cerrahisi uygulanmış hastalar yapılan işleme göre değişmekle beraber ortalama 1-3 hafta arasında iyileşirler.

İşlemin acele edilmeden ancak yeterince hızlı yapılması önemlidir. Hastanın ödemini azaltır, toparlanmasını hızlandırır, kan ve sıvı kaybı daha az olur.

Ayrıca ameliyat sonrası yakın takip ve uygun bir ilaç tedavisi protokolü hasta konforu açısından çok önemlidir.

Çene Cerrahisi Ağrılı Mıdır?

Bu ameliyatlar düşünüldüğü gibi çok ağrılı değildir. Ameliyat sonrası uygun ağrı kesicilerle ağrı hemen kontrol altına alınabilmektedir. Ödem bazen solunumu zorlaştırabilmekte ve ağrıyı artırabilmekte ancak 1-2 güne şişlik ve ağrı hızla gerilemektedir.

Bu yazımızı okuyanlar, aşağıdaki blog yazılarımızı da okudular:

Çene Ameliyatı Zor Mu?

Çene Eklemi Hastalıkları ve Bozuklukları

Prof. Dr. Kemal UĞURLU’ya Danışın veya Muayene için Randevu Alın:

Posted in Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi, Blog by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
29 Kasım 2017
dudak damak yarığı kemal uğurlu

Dudak Damak Yarığı

Anne karnındayken ( embriolojik dönemde ) bebeğin yüz gelişimi sırasında üst dudağın ve damağın farklı nedenlerle birleşememesi  (füzyon eksikliği) nedeniyle oluşan yarıklara dudak  damak yarığı denir.

Yarık dudak damak değişik ırklarda farklı oranda görülmekle beraber Avrupa da ortalama 750-1000 doğumda bir görülmektedir. En sık Japonlarda yaklaşık 600 doğumda 1 en az siyah Amerikalılarda yaklaşık 2200 doğumda 1 dir. Halk arasında tavşan dudak olarak da isimlendirilen bu hastalıkta olguların % 80’ninde  sadecedudak yarığı vardır, genellikle tek taraflı ve ağırlıklı olarak da sol taraftadır. Sol / sağ oranı 2/1 dir.

Posted in Blog, Dudak Damak Yarığı by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
63 24 Kasım 2017

Kafatası Ameliyatları – Kraniosinostoz

Çocuklarda kafatası bozukluğu genellikle (bıngıldak olarak bilinen) büyüme plaklarının erken kapanması nedeniyle meydana gelir. Buna kraniosinostoz denir. Kraniosinostozda kafatası bozuklukları hangi büyüme plağının erken kapandığına bağlı  olarak değişiklik gösterir. Gelişen kafatası bozuklukları ve bunları düzeltmek için yapılan Kafatası Ameliyatı deformiteye ve yaşa göre belirlenir. Kafatası bozukluklarını daha iyi anlamak için öncelikle bebek kafatasının normal gelişim sürecini bilmek gerekir.

Çocuklarda Kafatası Gelişimi

Doğumdan sonra bebeğin beyin gelişimi ilk 3 yıl içerisinde çok hızlı olmaktadır. İlk 9 ayda iki katına 3. yılda

Posted in Kafatası Cerrahisi by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
Butonları Göster
Butonları Gizle