Kategori: Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi

26 Eylül 2018
Çene eklemi

Çene Eklemi

Alt çene ile kafa tabanının yaptığı ekleme çene eklemi denir. Tıbbi ismi Temporo-mandibular eklem kısaca TME olarak isimlendirilir. En sık kullanılan eklemdir. Bütün yeme ve konuşma fonksiyonlarında aktif rol oynar.
 

Çene Ekleminin Yapısı Nasıldır?

çene eklemi yapısı

çene eklemi yapısı

Çene eklemi çoğu eklem gibi fibröz güçlü bir kapsül içerisindedir. Bu kapsül içerisinde özel bir eklem sıvısı sürekli olarak eklemin kayganlığını sağlar. Çene eklemini meydana getiren alt çene kemiğinin eklem içinde bulunan ve kondil denilen bölümü ile kafa tabanındaki eklem yuvası arasında kıkırdak yapıdaki menisküs bulunur. Bu menisküs diskoid şekildedir ve çenenin açılıp kapanmasında, yan hareketlerinde önemlidir.
Kendine ait bir damarsal yapısı bulunmadığı için ortamdaki eklem sıvısından beslenir bu nedenle ortamı sürekli olarak nemli olmalıdır. Eklemde yeterli sıvı olmaz ise yada çene sürekli olarak sıkılıp arada gevşemeler yapılmazsa menisküs yeterli sıvı alış verişini yapamayacağı için yapısı bozulur, yüzeyi pürüzlenerek ses çıkarmaya ve ağrı yapmaya başlar. Bu uzun sürerse eklem yapısı tamamen bozulur ve ağız açılamaz, ağrısız konuşulamaz, yemek yenemez hale gelinir.
Temporomandibular ekleminin çalışma prensibini gösteren yararlı bir 3D animasyon:

Çene Eklemine Bağlı Sık Görülen Şikayetler Nelerdir?

Posted in Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi, Çene Eklemi Ameliyatları by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
26 Eylül 2018
Yüz yaralanmaları

Yüz ve Kafa Yaralanmaları

Yüz ve kafa bölgesi her türlü travmaya açık çok önemli organların bulunduğu bir bölgedir. Yaralanmanın cinsine ve şekline göre değişik derecede doku hasarı yüzün farklı bölgelerinde oluşabilir. Travmanın şiddetine bağlı olarak yaralanma deride, deri altı yumuşak dokularda, kaslarda, kemiklerde, damar ve sinirlerde, gözde hasara yol açabilir.

Yüzde ve Kafada Yaralanma Neden Olur?

Bütün travmalar yüz ve kafa yaralanmalarına yol açabilmektedir ancak yaralanma en sık olarak trafik kazalarında görülmektedir. Darp, düşme, yanık ve spor kazalarıda yüz ve kafada yaralanmalara neden olabilir.

Yüz ve kafa Yaralanmalarında Muayene Nasıl Olur?

21 4 Ocak 2018
Çene cerrahisi - kemal uğurlu

Alt Çene Ameliyatı

Alt çenenin doğumsal ya da sonradan oluşan bozukluk ve deformitelerinin ameliyatına alt çene ameliyatı denir.
Alt çenede deformiteye yol açan çok sayıda hastalık ve sendrom vardır.Alt çene bozuklukları her zaman üst çene, yüz ve baş ile beraber değerlendirilir. Alt çenenin herhangi bir bölümünde meydana gelen gelişme geriliği veya aşırı gelişme alt çenede bir şekil bozukluğu yaratmakta bu da bütün yüzü ve başı etkilemektedir. Bu şekil bozukluğu eğer alt çenede dişli bölgede ise doğal olarak iki çene arasındaki ısırımda bozulmaktadır.

Alt çene ameliyatı; alt çenedeki deformitenin özelliğine, yandaş başka hastalığın varlığına, hastanın yaşına, dişlerinin durumuna, ısırımına vb. bir çok özelliğe bağlı olarak değişir.

Alt Çene Ameliyatı Hangi Yaşta Yapılır?

Erken yaşlarda yapılan kemik ameliyatlarında, kemik gelişimi etkilenebildiği için genel olarak alt çene ameliyatları da 18 yaşından sonra yapılır. Ancak gelişim geriliğine bağlı ve beklenilmemesi gereken durumlarda kemiklerin boyunu uzatmak amacı ile ya da çene eklemine müdahale edilmesi gerektiğinde daha küçük yaşlarda da ameliyat yapılabilir.

Alt Çene Kemiğinin Özellikleri Nelerdir?

Yüzün ve baş bölgesinin hareketli tek kemiği alt çene kemiğidir. Tıpta Mandibula olarak isimlendirilir. Alt çene kafatası ile yaptığı eklemin özelliği nedeniyle bir çok yöne hareket edebilmektedir. Beslenme, konuşma, solunum gibi çok önemli fonksiyonları vardır. Alt çene ameliyatı yüzün hareketli olan bu kemiğine uygulanması  açısından çok önemlidir.

Anatomik Olarak Alt Çene 3 Bölüm Halinde Değerlendirilebilir:

       1- Eklem bölgesi;

Alt çenenin kafatası ile yaptığı eklemdir. Tıpda Temporo-mandibular eklem (TME) olarak isimlendirilir. Alt çenenin bu eklem bölgesinde görülen bir travma, kırık, çıkık, ezilme, aşırı büyüme yada tümöral gelişim  alt çenenin tek tarafında yada iki tarafında önemli gelişme geriliği ve hareket kısıtlılığına yol açabilir. Bu durumda yüzde eğilme  ve asimetri, dişlerde dizilim ve gelişme sorunları beraberinde de ısırım bozuklukları oluşabilir.

       2- Alt çenenin dişleri taşıyan yatay bölümü

Bu bölüm dişlerin olduğu alt çene bölümüdür. Bütün ısırma, yeme, konuşma fonksiyonları bu bölgede gerçekleşir. Bu bölgede görülen bir travma ya da tümöral gelişim alt çene geriliğine ya da aşırı gelişmeye neden olarak yüz ve baş da deformiteye yol açar.

       3-  Çene Ucu

Alt çene ucunda meydana gelen bir gelişme geriliği veya fazlalığı yüzün görünümünü ileri derecede etkilemektedir. Aynı şekilde çene ucunun bir tarafındaki gelişim farklılıkları yüzde ve çenede asimetriye neden olmaktadır.

Alt Çenede Deformiteye Yol Açan Nedenler Nelerdir?

Alt çenede ameliyat gerektiren bozukluklar; en sık olarak küçük yaşlarda geçirilen kazalardaki çene ve çene eklemi kırıkları, diş çekimleri, parmak emme alışkanlıkları, doğumsal yapı bozuklukları, gelişimsel sorunlar, dil büyüklüğü gibi nedenlere bağlı olarak görülür.

Alt Çenede Görülen Bozukluk ve Deformiteler Nelerdir?

Alt çenede çok sayıda ve çeşitte deformiteye rastlanabilir. Ancak bunları gruplar altında özetle şu şekilde toparlamak mümkündür.

– Alt Çene GeriliğI

Gelişme geriliği alt çenenin herhangi bir bölgesinde olabilir. Eğer gelişme geriliği iki taraflı ise bütün alt çene küçük kalır. Üst çenenin önde alt çenenin geride kaldığı bu deformiteye  Class II ısırım bozukuluğu ve mikrognati denir. Avrupa ülkelerinde en sık görülen alt çene deformitesidir.

– Alt Çenede Aşırı Gelişme

Alt çenenin simetrik olarak aşırı geliştiği ve üst çenenin geride kaldığı deformitelere Class III ısırım bozukluğu ve prognati denir. Ülkemizde ve doğu ülkelerinde en sık görülen deformitedir.

– Alt Çenede Asimetrik Gelişim Bozuklukları

Alt çenenin tek taraflı olarak gelişim fazlalığı ya da gelişim geriliği yaşadığı durumlarda yüzde ve başta asimetriler görülür. Çene bir tarafa doğru kayar ve oklüzyon bozulur, bu deformiteye Laterognati denir.

Alt Çene Bozukluklarında Muayene Nasıl Yapılır?

Posted in Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi, Alt Çene Ameliyatı by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
4 Ocak 2018
Çene cerrahisi - kemal uğurlu

Üst Çene Ameliyatı

Üst çene yüzün ortasında bulunan sağ ve sol iki segmentin birleşimi ile oluşan bir kemiktir. Üzerinde burnu bulundurur. Beslenme, konuşma, solunum ve koku alma gibi çok önemli fonksiyonları vardır. Üst çene ameliyatı ile bu bölgedeki şekil bozukluklarının düzeltimi sağlanır.

Posted in Üst Çene Ameliyatı by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
13 7 Aralık 2017
ortognatik cerrahi - kemal uğurlu

Ortognatik Cerrahi (Çene Cerrahisi) Nedir?

Çene bölgesi vücudun her açıdan en önemli bölümlerinden birisidir. Yeme, solunum, konuşma, mimik, tad alma, hissetme vb gibi bir çok yaşamsal fonksiyonun gerçekleştiği bölgedir. Anatomik olarak çift çene yüzün üçte ikisini kapsamaktadır. Ortognatik cerrahi (Çene Cerrahisi) bu bölgenin doğumsal ve gelişimsel bozukluklarının yapıldığı cerrahi bölümdür.


Ortognatik Cerrahide Yüzün Yapısal Özelliklerinin değerlendirilmesi

Ortognatik cerrahi de yüz üç bölüme ayrılarak değerlendirilir. Üst yüz ( alın – kafa tabanı), orta yüz ( üst çene – maksilla ) ve alt yüz (alt çene). Bu üç bölüm yükseklik olarak yaklaşık eşit uzunluktadırlar. Bu Lenardo Da Vinci ’nin tarif ettiği yüzdeki altın oranlardır. Hastanın yüzü üzerinde yapılacak bu ölçümler bize klinik olarak yüzün kendi içindeki oranları ve dengesi hakkında bir fikir verir. Baş, sağlıklı kişilerde boyun omurga kemikleri üzerinde bir terazi gibi dengede durur. Boyun kemiklerini bir terazinin ortası gibi değerlendirirsek yüzün ön bölümündeki yapıların ağırlığı ile başın arka kısmının ağırlığı yaklaşık eşit olmalıdır.

Alt çenesi küçük olan bir kişinin

Posted in Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi, Ortognatik Cerrahi by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
29 Kasım 2017

Çene Cerrahisi Nedir?

Çene cerrahisi: Çene bölgesindeki hastalıkları, bozuklukları, doğumsal anomalileri, travma ve tümörleri tanımaya  ve tedavi etmeye yönelik faaliyet gösteren bir uzmanlık alanıdır. Tıpta ve Diş hekimliğinde bir çok uzman çene ameliyatı yaparak bu bölgenin hastalıkları ile ilgilenmekte ve tedavi düzenlemektedir.

Diş hekimliği eğitimi 1900’lü yıllara kadar tıp eğitimi içerisinde bir bölüm olarak yapılırken daha sonra ayrı fakülteler olarak kurulmaya başlanmıştır. Özellikle 1950’li yıllardan yani 2. dünya savaşından sonra savaş yaralılarının tedavisinde kazanılan büyük deneyimlerinin etkisi ile tıpta yeni uzmanlıkların sayısı hızla artmış plastik cerrahi uzmanlarından yüzle yoğun olarak ilgilenenler maksillo fasial cerrahi (çene yüz cerrahisi) uzmanlıklarını kurmuş ve çene ameliyatları yapmışlardır. Benzer gelişmeler Diş hekimliği bünyesinde de meydana gelmiş ağız içerisindeki diş ve etrafının cerrahisine yoğunlaşan Diş hekimleri Oral cerrahi ( Stomatoloji- Çene cerrahisi ) bölümlerini kurmuşlardır.

Tıp ve Diş hekimliği fakütelerinde birer uzmanlık anabilim dalı olarak bulunan çene cerrahisi mezunları bir çok ülkede farklı eğitim almakta ve değişik uzmanlık isimleri altında ve aldıkları eğitim ve yönetmeliklerini göre faaliyet göstermektedirler. Bugün dünyada en sık görülen uygulama plastik cerrahların içerisinde ağız yüz çene cerrahisine ilgi duyan cerrahlar ya da maksillo – fasial cerrahisi uzmanlığı yapan cerrahlar genel olarak kafatası yüz ve çenenin geniş kapsamlı ameliyatlarını yaparken diş hekimliği kökenli ve tıp fakültesi eğitimini almamış ağız, diş, çene cerrahlarıda ağız içerisindeki lokal hastalıkların ve diş hastalıklarının cerrahi tedavisini yapmaktadırlar.
 

Türkiye’de Çene Cerrahisi

Ülkemizdeki çene cerrahisi ile ilgili duruma bakacak olursak. Sağlık mevzuatında sık değişikliklerle ayrıntılı düzenlemeler yapılmasına rağmen bir çok meslek ve eğitim kurumunun kendi uzmanlık yada eğitim alanından yakın diğer uzmanlık veya eğitim alanlarına doğru genişleme isteği engellenememektedir.  Bazı meslek grupları üyelerinin toplumsal ve siyasi güçlerini kullanarak kendi profesyonel çalışma alanlarını bilimsel kriterlerin dışına taşarak genişletmekte ve toplumsal sessizlikten yararlanarak fiili durum yaratmaktadırlar. Bu durum çene cerrahisi uygulamaları ile ilgili olarak günümüzde çok belirgin şekilde yaşanmaktadır.

Posted in Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
29 Kasım 2017
dudak damak yarığı kemal uğurlu

Dudak Damak Yarığı

Anne karnındayken ( embriolojik dönemde ) bebeğin yüz gelişimi sırasında üst dudağın ve damağın farklı nedenlerle birleşememesi  (füzyon eksikliği) nedeniyle oluşan yarıklara dudak  damak yarıkları denir.

Yarık dudak damak değişik ırklarda farklı oranda görülmekle beraber Avrupa da ortalama 750-1000 doğumda bir görülmektedir. En sık Japonlarda yaklaşık 600 doğumda 1 en az siyah Amerikalılarda yaklaşık 2200 doğumda 1 dir. Halk arasında tavşan dudak olarak da isimlendirilen bu hastalıkta olguların % 80’ninde  sadecedudak yarığı vardır, genellikle tek taraflı ve ağırlıklı olarak da sol taraftadır. Sol / sağ oranı 2/1 dir.

Posted in Dudak Damak Yarığı by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
24 Kasım 2017

Çene Estetiği Ameliyatı

Çene, kadın ya da erkeklerin simalarını oluşturan ve yüz şekillerini belli eden en önemli bölgelerden biridir. Bu nedenden ötürü çene ameliyatları estetik nedenler ile yapılan ameliyatlar kategorisinde kendine yer bulmaktadır. Çene ameliyatları aynı zamanda çiğneme konusunda rastlanılan fonksiyonel rahatsızlıkların giderilmesi amacı ile de yapılabilmektedir. İçerisinde farklı türleri olan çene ameliyatlarında hastaların hangi türe uygun olduğu doktorların muayeneleri sırasında ortaya çıkmaktadır.

Çene Estetiği Ameliyatlarında Türler

Ortognatik cerrahi ismi ile de bilinen çene cerrahisi bir dizi sıralı işlem neticesinde gerçekleşmektedir. Çene cerrahisinde tedavi süreçleri ya da ameliyatlar esnasında uygulanacak prosedürler hastalara yapılan muayeneler sonrasında belirlenmektedir. Her hastada farklı bir sistem uygulanabilse de ameliyatlarda esas gaye alt ve üst çene arasında meydana gelen uyum bozukluklarının giderilmesidir. Uyum bozuklukları şekil bakımından hastaları rahatsız edebilmektedir. Bunun yanı sıra pek çok hasta, alt ve üst çenesinin birbirine uymamasından ötürü çiğneme ve ısırma sorunları yaşamaktadır.

Çene cerrahisinde türler, estetik kaygı ve ciddi çiğneme sorunu olan hastalara göre de değişim göstermektedir. Çiğneme ve ısırma konusunda sıkıntısı olan hastaların sıkıntıları öncelikle ortodontik olarak bilinen tel tedavisi ile giderilmeye çalışmaktadır. Ancak sorunları ciddi boyutlara ulaşmış olan hastalarda bu tip tedavilere cevap alınamamaktadır. Bu nedenden dolayı sorunu diş hekimleri tarafından çözülemeyen hastaların ortognatik cerrahi operasyonlardan geçmeleri gerekmektedir. Bu tip yapılan cerrahi operasyonlarda çene kemikleri kaydırılarak olması gereken ideal konuma gelmeleri sağlanmaktadır. Operasyon sıralında plastik cerrahlar ve ortodontistler bir arada çalışmaktadır. Bu sayede hastaların sağlık ve estetik konusunda en iyi sonuçları almaları sağlanmaktadır.

Çene ameliyatlarında estetik kaygıların bulunması, ameliyatların daha kolay şekilde yapılması sonucunu getirmektedir. Çünkü estetik kaygısı bulunan hastalarda çiğneme sorunları görülmemektedir. Bu da yapılan operasyonlarda çene kemiği ile görülen işlemleri minimum düzeye indirmektedir. Çene ucu estetiği olarak da isim alan bu tip estetik ameliyatlarda çenenin uç kısmı törpülenmektedir. Yapılan törpüleme işlemi neticesinde çenenin istenen forma kavuşması sağlanmaktadır. Çene ucu operasyonlarının kapsamı çene cerrahisine göre daha küçüktür. Bundan dolayı hastaların çene ucu operasyonlarından sonraki iyileşme süreçleri de kısa sürede tamamlanmaktadır.

Çene Estetiği Ameliyatlarında İz Kalır Mı?

Çene estetiği yaptıracak olan hastaların ya da bu tip bir operasyon düşünen bireylerin izler konusunda kafaları karışmaktadır. Ancak çene estetiği operasyonlarında herhangi bir iz oluşumu mümkün değildir. Operasyonlar doktor seçimlerine göre farklı şekillerde yapılabilmektedir. Estetik ameliyatlarda ağzın içinden açılan kesiler sayesinde dış görünümde herhangi bir iz kalmasının önüne geçilebilmektedir. Ancak her hastanın ağız sağlığı bu duruma müsaade etmeyebilir. Böyle durumlarda doktorlar çene kısmından açılan kesiler ile operasyonları yapmaktadır. Çene bölümündeki kesiklerin görünme ihtimali de oldukça düşüktür. Üstelik tıptaki gelişmeler neticesinde artık estetik operasyonların büyük bölümü izsiz şekilde yapılmaktadır.

Çene cerrahisi de çene estetiği ameliyatlarında olduğu gibi iz bırakmadan yapılmaktadır. Bu operasyonların tamamı ağız içinde gerçekleştirilmektedir. Hastalar böylelikle yüzün dışında olan dikiş izleri ile uğraşmak zorunda kalmamaktadır. Ancak uzun süreli işlemler neticesinde yüzün operasyon sonrasında belli süre şişmesi olasıdır. Bu durumlar operasyonun doğal sonuçlarından biri olarak görülmektedir.

Çene Estetiği Ameliyatı Öncesi

Çene cerrahisi anında yapılabilen operasyonlardan biri değildir. Hastaların operasyonlara hazırlanabilmeleri için belli tedavileri görmeleri gerekmektedir. Bu tedaviler arasında ortodonti en önemlileridir. Ortodonti tedavisi neticesinde hastaların dişlerine tel takılmaktadır. Bu sayede dişlerin ergonomik yapısı olması gereken konuma getirilmektedir. Böylelikle hastaların ortodonti tedavilerinin sona ermesi neticesinde çene cerrahisi operasyonu geçirmeleri mümkün olmaktadır.

Çene estetiği öncesinde ise hastaların doktor kontrolünden geçmeleri ve bir gün belirlemeleri yeterli olacaktır. Bunun haricinde cerrahi operasyonlarda kan sulandırıcı ilaçların olumsuz etkileri bulunmaktadır. Hastalar doktorlarına danışmalarının ardından bu tip ilaçlarını operasyondan en az bir hafta önce kullanmayı bırakmalıdır. İki ameliyat türünde de kan sulandırıcı olarak geçmemelerine karşın kan sulandırma yan etkisi olan ilaçların düzenli olarak alınıp alınmadığı kontrol edilmelidir. Bu açıdan operasyon sırasında ve sonrasındaki kanamaların durdurulması mümkün hale gelmektedir. Hastaların kullanmakta oldukları ilaçların tam listelerini doktorlarına saklamadan iletmeleri şarttır. Sigara kullanımı da iyileşme sürecini olumsuz etkilediğinden ötürü operasyon öncesinde ve sonrasında tüketimine ara verilmelidir.

Çene Estetiği Ameliyatı Sonrası

Çene cerrahisi de çene estetiği ameliyatları da dikkat edilmesi gereken bir iyileşme süreci gerektirmektedir. Çene estetiği ameliyatlarında hastaların günübirlik olarak operasyonlarını halletmeleri mümkündür. Bu hastalar iyileşme süreçlerini evlerinde geçirebilmektedir. Hastaların yüzlerinde bir ya da iki gün kalacak olan bandaj bulunmaktadır. Çene cerrahisinde ise bir gece yatış yapılmaktadır. Bu hastalarda da bandaj kullanılmaktadır. Bandajların kullanım süreleri doktor tavsiyelerine ve yapılan muayenelere göre değişim gösterebilmektedir.

İki farklı çene operasyonunun iyileşme sürecinde de dikkat edilmesi gereken ortak noktalar bulunmaktadır. operasyonların dikişleri genel kapsamda ağız içerisinden yapılmaktadır. Bu nedenden ötürü hastaların dikişlerini aldırmak gibi bir sorunla uğraşmalarına gerek yoktur. Ortalama olarak iki ay içerisinden kendiliğinden eriyen dikişler, hastaların sağlıklarına herhangi bir zarar vermemektedir. Ayrıca iyileşme sırasında başın konumuna ilk bir hafta çok dikkat edilmelidir. Operasyonlar yüzünden ödem toplayan yüzün, dik bir şekilde bulundurulması iyileşme sürecini oldukça kısaltmaktadır. Uyuma esnasında da başın dik tutulmasına dikkat edilmelidir. Bu işlemler için hastaların birden fazla yastık kullanmaları önerilmektedir.

Operasyonların ağız içi dikişlerden oluşması hastaların hijyen konusunda titizlik göstermelerini gerekli kılmaktadır. Bu nedenden ötürü doktor tavsiyelerince ağız içi hijyenin sağlanması gerekmektedir. Çünkü gerekli olan bakımların yapılmaması halinde iyileşme sürecinde istenmeyen sonuçlardan biri olan enfeksiyonlar görülebilmektedir. Ancak enfeksiyon riski, temizliğe dikkat eden hastalar için minimum boyutlara inmiş durumdadır.

Operasyon sonrasında beslenme rutinleri de ilk üç gün ya da bir hafta için değişik tutulmalıdır. Hastalar bu süreç içerisinde ağız içerisinde meydana gelen hassasiyet nedeni ile sıvı gıdalar ile beslenmek zorundadır. Devam eden süreçte besin alımında yumuşak besinler ile devam edilebilmektedir. Ancak sıvı tüketimi sırasında hastaların almış oldukları besinlerin besleyicilik değerlerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Besin değerleri ya da alınması gereken besinler ile alakalı olarak verilen doktor tavsiyelerine harfiyen uyulması gerekmektedir. Aksi halde vücudun direnç seviyesinde düşüş yaşanacağı için iyileşme sürecinde aksaklıklar ya da ortaya çıkması istenmeyen sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bir hafta sonrasında yumuşak gıdalara geçen hastalar aradan geçen üç ya da dört günlük sürenin ardından beslenme konusunda tamamen eski rutinlerine dönüş yapabilmektedir.

Posted in Ağız-Yüz-Çene Cerrahisi, Çene Estetiği by Prof. Dr. Kemal UĞURLU
15 24 Kasım 2017

Kafatası Ameliyatları – Kraniosinostoz

Çocuklarda kafatası bozukluğu genellikle (bıngıldak olarak bilinen) büyüme plaklarının erken kapanması nedeniyle meydana gelir. Buna kraniosinostoz denir. Kraniosinostozda kafatası bozuklukları hangi büyüme plağının erken kapandığına bağlı  olarak değişiklik gösterir. Gelişen kafatası bozuklukları ve bunları düzeltmek için yapılan Kafatası Ameliyatı deformiteye ve yaşa göre belirlenir. Kafatası bozukluklarını daha iyi anlamak için öncelikle bebek kafatasının normal gelişim sürecini bilmek gerekir.

Çocuklarda Kafatası Gelişimi

Doğumdan sonra bebeğin beyin gelişimi ilk 3 yıl içerisinde çok hızlı olmaktadır. İlk 9 ayda iki katına 3. yılda

Posted in Kafatası Cerrahisi by Prof. Dr. Kemal UĞURLU